MESLEĞİMDE BİR GÜN
07.11.1979 Yılında Aksaray- Yeşil tepe Kasabası’nda göreve başladım. Bir yıl çalıştıktan sonra Mersin, merkez, Kayrakkeşlik Köyü’nde birleştirilmiş sınıfta müdür yetkili öğretmen olarak beş yıl çalışıp kendi isteğimle ”Eğitim Hizmetleri”ne o zaman ki adıyla ”Eğitim Araçları Ve Donatım Merkezi”ne geldim. Aradığım yeri bulmuştum, çünkü el becerilerim çoktu fotoğrafçılık, elektronik (ses cihazı, tepegöz, sinema makinesi) gibi cihazlarla iç içe ve severek çalışıyor, çalışmaktan yorulmuyordum. edebiyat
Verilen her göreve ben gitmek isteyince işlerin %80 i de bana ihale oluyordu. Bir gün bir yazı geldi valilikten, Mersin’in havadan kuş bakışı slaytları çekilecekti, bu görev de bana verildi. Hazırlıklarımı yaptım, yanıma teksinyesi aldıktan sonra valiliğin tahsis ettiği araba ile Silifke’ye doğru yola çıktık. Silifke de Orman İşletmesinib deposunda Orman Bakanlığına ait bir helikopter ile havadan Mersin’in tüm tarihi ve turistik yerlerinin resimleri çekilecekti. Buluşma noktasına geldiğimde bir de baktım ki müze müdürü, kültür müdürü, o tarihte ki kaymakan İlçe Milli Eğitim Müdürü, hepsi orda ve helikoptere binmek için bekliyorlar. Biraz sonra helikopterin iki pilotu geldi ve uçacaklar gelsinler deyince adeta koşarcasına binanın arkasına gidildi, gitmeye gittik ama bir de ne görelim sanki 2. Dünya SAvaşı’ndan kalma bir helikopter her tarafı dökülüyor eski hani Pakistanlıların kamyonları olur ya her tarafı boyalı aynen öyle, o koşan kişiler öyle bir dönüş yaptılar ki kimisi benim toplantım vardı dedi kimisi de benim yükseklik korkum var dedi ben, teknisyenim, iki pilot ve iki gönüllü fotografçı Helikopterle baş başa kaldık. Herkes dönü ve benim de öyle bir şansım de yok mecburen binecektim. O zaman 16. veya 17. yılımı çalışıyordum. Bütün hayatım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçiyordu, sanki bu benim son görevimdi, helikopter düşecek biz şehit olacak gibi içime bir korku geldi, ama gene de içimden bildiğim tüm duaları okuyarak bindim. edebiyat
Helikopter çalıştı ufak bir kapısı ve içinde kocaman bir su tankı vardı, tankın kenarında incecik oturma yerleri ile bir yan kapısı vardı. Pilot kim çekecek? dedi. Ben, deyince: ”Hocam gel buraya.” dedi ve kapıyı açarak önündeki sandalye ye beni bağladılar, emniyet kemerine bir baktım koptu kopacak her tarafı incelmiş eski bir kemer, neyse son kontrollerden sonra büyük bir sarsıntı ile helikopter havalanmaya başladı, çocuklarım, hayatım gözümün önünden geçiyordu, çünkü öyle sarsılıyorduk ki bir de açık kapı ben yarıya kadar dışardayım, düşsem diyeceklerini düşünüyorum, ”tedbirsiz kameraman helikopterden düştü” diyeceklerdi. Ufak bir şoktan sonra ”Bismillah” diyerek fotoğraf makineme sarıldım, hıncımı ondan çıkarırcasına delankşöre basıyordum üç saat kadar hava da kaldıktan sonra zor da olsa görevimi yapmanın mutluluğu ile yıllarca kullanılacak slaytları valiliğe verdim.
Şimdi Mersinle ilgili internet sayfalarında ve kitaplarda o zor şartlarda çektiğim fotoğraf karelerini görmenin mutluluğu ile anılarımı tazeliyorum.
M.Beşir YAVUZ